KINA GECESİ

Eskiden Antalya'da genellikle bir hafta süren düğün eğlenceleri kız evinin hazırlamış olduğu çeyizin güvey evine gönderilmesiyle başlardı. Atlı arabalara yüklenen çeyiz, klarnet ve davul önde olmak üzere eğlenceli bir alay halinde caddelerden geçirilerek eve getirilir, kızın yakınları tarafından yerleştirilir ve övünçle misafirlere gösterilirdi. Salı günü her iki tarafın akrabaları, kızın arkadaşları topluca kentin bir hamamına giderlerdi. Buna Gelin Hamamı denilirdi. Hamamda oyun ve eğlencelerden sonra, gelin misafirlere dağıtılan mumların arasından türkülerle hamama sokulurdu. Gelinin ayağında mutlaka sedef işlemeli bir nalın ve belinde de ipek futa olurdu.

Çarşamba akşamı kız evinde kına gecesi düzenlenirdi. Gündüzden damadın akrabalarından bir kaç kişi kınayı gümüş tepsi içinde ve üzerine iki mum dikerek gelin evine getirirlerdi. Kına gecesinde gelin, genç kızlar ve yengeler, bindallı adı verilen, kadife veya atlas üzerine sırmalarla işlemeli ağır elbiseler giyerlerdi. Misafirlere sunulan bir akşam yemeğinden sonra, gelin, yüzü al duvakla örtülü olarak sağdıç ve ellerinde yanan mumlarla arkadaşlarının eşliğinde, çalgılar, türkülerle içeri alınır, büyüklerin elini öper ve kendisine ayrılan yüksekçe bir yere oturtulurdu.

Tüm misafirlerin katıldığı oyunlar ve eğlencelerin ardından, gelin odanın ortasında bir yere alınır, bu kez kına türküleri ve manileri söylenerek Kına Yakma törenine başlanılırdı. Bir kaç hanım, gelinin özellikle yumuk halde tuttuğu sağ elini zorla açar ve mutlaka mutlu evliliği olması gereken bir diğer hanım tarafından da avucunun ortasına bir top kına konurdu. Bunun üzerine bazı davetliler hediye olarak getirdikleri altın paraları kınanın içine basarlardı.

Buna Kına Basması denilirdi. Daha sonra gelinin parmak uçlarına ve ayak parmaklarına da kına yakılırdı. Gelinden artan kınadan arkadaşlarının da kısmetleri açık olsun diye kendi ellerine yakmaları ve gelini aralarına alarak oynatmaları adet-tendi. O gece son olarak anne evinde kalacak olan gelin ve annesi zaman zaman söylenen duygulu manilerle ağlatılırdı da...

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa